YİNE DEĞİL, HÂLÂ KADIN CİNAYETİ!
Olayların üzerinden çok geçmedi. Hepimizin kanı dondu. İrkildik. Dijital mecralarda ses duyurmaya çalıştık, çalışıyoruz, çalışmaya da devam edeceğiz.
Fakat belirtmek isterim;
Olaylar bununla kalmayacak, bir gün duymasak bir gün yine kadın dövülmesi veya cinayeti haberiyle irkileceğiz, infiale kapılacağız. Çoğumuz zanlı için “Allah seni kahretsin”türünden serzeniş veya bedduada bulunacağız. Bu infial birkaç gün sürecek ve yerini bir yenisi alacak…
Öldürülen kadınlara isnat edilen suçlamalara bakın, dikkat edin: Kocası olacak ruhsuz herife sadakatsizlik, dayak yemekten ve hakir görülmekten kurtulmak için ayrılmayı istemek, başkasıyla yakınlaşmasından şüphelenilmek, hayattan giderken birinin daha canını almak istiyorum ve bu kişi sensin diye saçmalıklarla dolu savunmalar vb…
Bizler şehirde gezerken, işimize giderken veya parkta otururken yine dövülen ya da hakaret edilen kadın ve ağlayan çocuklar göreceğiz, belki de sırada ki biz olacağız..
Bir kadının dövülmesini yiğitliğe sığdıramayan heyecanlı gençler, kadını döven yaratığı dizlerinin üzerine çökertecek; ama başı derde girecek.
Kadın ölse önemli değil (!), ya döven adam ölürse? O gencecik yiğit delikanlı hapislerde sürünecek…
ALINAN ÖNLEMLER?
Bu ülke kanunsuz değil… Elbette kanunlarımız var. Ancak bir yerde de uygulamalardan kaynaklanan zafiyet mi var acaba?
Dar kafalı, sığ görüşlü bozuk ambalâjlı tipler mahkûm edilmelidir. Naçizane fikrimi söylemek isterim kendilerini topluma adayan sanatçılarımıza burada da büyük görevler düşmektedir.
Şefkati, analarımızdan, sevgiyi ve inceliği sanatçılarımızdan öğrenmek zorundayız. Umarım cana yönelik, hepimizin içini burkan, bizi dünya âleme rezil eden bu olaylar unutulmaz, unutturulmaz ve faillerinin defterleri mutlaka dürülür.
Kısas lazım.