TARİH KOKAN ŞEHİR: DİYARBAKIR

05.01.2022
A+
A-

Geçtiğimiz hafta Güneydoğu Anadolu turumuzdan Mardin’i tanıtmıştım. İtiraf etmeliyim ki gezdiğimiz her şehir çok güzeldi ancak Mardin, beni en çok etkileyen şehir olmuştu. Yine bahsettiğim gibi Mardin’den Batman’a gidip oradan ise konaklamak için Diyarbakır’a geçmiştik.

Sabah yapılan kahvaltının ardından Diyarbakır sokaklarını gezmek için yola çıkmıştık. İlk gittiğimiz yer Diyarbakır Surları oldu. Kentin idare edildiği yer olarak biliniyordu burası. Virantepe’yi görme fırsatını elde ettik. Buranın tarihi 6 bin 500 yıl öncesine dayandığı da orada bulunan rehberimiz tarafından bize aktarıldı. Biz gittiğimizde kazılar halen daha devam ediyordu ve her taşın altından yine tarih ve bilgi fışkırıyordu.

DİYARBAKIR SURLARI

Güneydoğu Anadolu bölgesinin metropol kenti Diyarbakır, modern yüzü ile birlikte tarihe tanıklık eden surlarıyla da meşhur bir yer olarak biliniyor. Dünyanın en eski uygarlıklarına tanıklık eden surlar, eski olmasının yanında dünyanın en dayanıklı surları arasında da yer almaktadır. 5 bin 700 metre uzunluğundaki Diyarbakır Kalesi, yer yer 10-12 metre yüksekliğindedir. 3-5 metre, 82 adet burcu, 4 yöne açılan ana kapıları bulunan kale içerisinde yer alan burçları ile dikkat çekicidir. Burçlar üzerine yapılan görkemli kabartmalar, hemen her yerde görülebilmektedir. Dünyanın ender kalelerinden biri olan ve Çin Seddi’nden sonra dünyanın en uzun surları olarak kabul edilen Diyarbakır Surları, tarihe tanıklık eden yönü ve turizme sunduğu değeri ile görülmeye değer en nadide yerler arasındadır. Diyarbakır Surları’ndan çıkıp Ulucami’ye doğru hareket ettik. Diyarbakır Ulucami’de de tarihe tanıklık ettik. Anadolu’nun en eski camisi olarak bilinen Diyarbakır Ulucamii, 639 yılında Diyarbakır’a egemen olan müslüman Araplar tarafından şehrin merkezindeki en büyük mabedin (Martoma Kilisesi) camiye çevrilmesiyle oluşturulduğu biliniyor. Daha sonra 1091 yılında Büyük Selçuklu Hükümdarı Melikşah’ın buyruğu ile büyük bir onarım gördüğünü, değişik dönemlerde birçok kez onarım ve eklentilerle bugünkü şeklini aldığını kitabelerinden öğrenmekteyiz. 1115 yılında geçirdiği yangın ve deprem sonucu içerisindeki kemerler, sütunlar ve bezemeli taşlar hepsi yıkılmıştır. Dışarıda bulunan mermer taşları bu tarihten sonra yayılmıştır. Erken İslam döneminin ünlü Şam Emeviye Cami’nin Anadolu’ya yansıması olarak yorumlanan Diyarbakır Ulu Cami, İslam aleminin 5. Harem-i Şerifi olarak kabul edilmektedir.

Ayrıca Camide sibernetiğin babası olarak kabul edilen ünlü bilgin El Cezeri’nin yaptığı güneş saati bulunmaktadır.

MİMARİ

Ortadaki büyük avlunun doğu ve batısında yer alan maksureleri, güneyinde Hanifiler Cami’i, kuzeyindeki Şafiiler Camii ve Mesudiye Medresesi ve Caminin batı girişinin hemen yakınındaki Zinciriye Medresesi ile dinsel ve kültürel yapıları bir araya getiren bir yapılar grubu niteliğindedir. Zinciriye medresesinde El cezeri, ilk olarak ders vermiştir. Ulu Cami’nin avlu cephelerinde farklı dönemlere ait Mimari bezekler, kabartma ve yazıtlar büyük bir uyum içerisinde yerleştirilmişlerdir.

EVLAT NÖBETİNE ZİYARET

Diyarbakır Ulucamii’nin tarihini de rehberimizden dinledikten sonra biz orada bulunurken 843 gündür evlatlarını terör örgütü PKK’dan isteyen anne ve babaların evlat nöbetine şahit olduk. Onların acılarını paylaştığımızı söyledik. BİLDEF Genel Başkanı Ramazan Alp’in evlat nöbetindeki ailelere destek olmak amacıyla söylediği bir söz hoşuma gitti. Ramazan başkan, sivil toplum kuruluşlarının destek vermesiyle beraber evlat nöbetindeki ailelerin çocuklarına en kısa sürede kavuşacaklarına inandıklarını söyledi.

BİR OĞLUNU KAÇIRIP DİĞER OĞLUNU ŞEHİT ETMİŞLER…

Bir anneyle konuştum orada. Anne acısı ya evladına kavuşacağı günü sabırsızlıkla bekliyor. Ama bu hikaye gerçekten çok etkileyici. Çünkü bu annenin bir oğlunu PKK kaçırmış diğer oğlunu ise elleri kolları bağlı olarak şehit etmişler. Gelin bu acı konuşmayı annenin ağzından dinleyelim. “2017’de de diğer oğlum Sami Çiftçi ise kardeşinin peşinden gittiği için bir gece bir grup PKK bizim evi sardı. Gelip benim oğlumu evden çıkarıp bir ahıra götürdüler. Elini kolunu bağlayarak infaz ettiler. Şimdi iki evlat acısı içimdedir. Bir oğlum mezardadır, diğer oğlum ise dağdadır. Dağda olan oğlum da mağaralarda kurtlara kuşlara yem etmişler. Ben evladımı istiyorum”.

BİR BABANIN ACI HAYKIRIŞI

Evlat nöbetine Hatay’dan gelip katılan Nazmi Turan ile de görüşme fırsatı yakaladım. Bir babanın acı haykırışına şahit oldum. Bana dedikleri şu şekildeydi: “Hatay’dan geldim. 9 yıldır kızım kayıp. HDP tarafından kaçırıldı. Biz sonuna kadar burada durmaya devam edeceğiz. HDP binasını bırakmayacağız. 2-3 yıldır buradayız. Evlatlarımızı almadan da buradan gitmemeye kararlıyız”.

BİLDEF Genel Başkanı Ramazan Alp de burada bir basın açıklaması düzenledi. 30’u aşkın il dernekleriyle düzenledikleri ziyarete dikkat çeken Başkan Alp, “843 gündür terör örgütü tarafından alıkonulan çocuklarını geri isteyen annelere tüm Bursa’nın ve Türkiye’nin selamını getirdik. Diyarbakır annelerinin başlattığı bu hareket onurlu bir harekettir. Bu duruş tabuları yıkmıştır. Karanlıkları aydınlatmıştır. Birlik beraberlik ve kardeşlik bağlarımızı kuvvetlendirmiştir. Medeniyetimiz, kardeşliğin, hoşgörünün, sevginin, barışın toprakları üzerinde inşa edilmiştir. Bu topraklarda binlerce yıllık birliğin, beraberliğin, kardeşliğin hukuku vardır. Ortak tarih, ortak kültür ve ortak bağlarımız vardır. Bu kardeşlik bağlarımızı bozmak için kim veya kimler olduğu bilinmeyen, hangi amaca hizmet ettiği belli olmayan , dış mihrakların kuklası terör örgütlerinin aramıza fitne fesat tohumu ekmeye çalıştıklarını biliyoruz. Ama biz bu oyunlara gelmeyeceğiz. İşte Diyarbakır anneleri bunun en açık delilidir” dedi.

TARİHİ OKUL GÖRMEYE DEĞER

Diyarbakır annelerini de ziyaret edip dertlerine ortak olduğumuzu söyledikten sonra çarşıya doğru yola çıktık. Olay Gazetesi Sorumlu Yazıişleri müdürü ve yayın kurulu başkanı olan Hikmet Selami Şahin abi için büyük önemi olan Gaffar Okan Anadolu Lisesi’ne gruptan ayrılmak suretiyle gittik. Sevgili meslektaşım için bu okulun önemi çok büyük. Çünkü babasının eğitim gördüğü okul ve o zaman ismi öğretmen okulu imiş. Şimdilerde ismi değişmiş ve şuanda fiziki olarak eğitim gören bir okul haline gelmiş. Ancak belki de o bölgenin en tarihi okullarından birisi olduğunu söyleyebilirim. Okulu da ziyaret ettikten sonra akşam konaklayacağımız yer olan Adıyaman’a doğru yola çıktık. Haftaya da Adıyaman, Malatya ve Şanlıurfa’yı tanıtacağım.

 

YORUMLAR

Δ

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.